GÜLŞEN ÇALİM - HİKAYELER

 

 

Hırsızın Acı Sonu 

Bekçi: “ Sen büyük bir suç işledin bu yaptığın cezasız kalamaz” diyerek onu bir odaya atıp kilitledi.

Kemal: “ Ben çok yanlış bir şey yaptım. Lütfen beni affedin “ diye avazı çıktığı kadar ağlayarak bağırmaya başladı.

Bekçi, Kemalin bağırmasını duymazdan gelerek diğer arkadaşlarının yanına gitti. Onlara hırsızı yakaladığını söyledi. Arkadaşları bu güzel haberi duyunca, çok sevinerek bunu patrona haber etmemiz gerekir, dedikten sonra telefonla patronlarına hırsızın yakalandığını haber ettiler. Patronları hırsızın kim olduğunu sordu. Bekçide on iki yaşlarında küçük bir çocuk olduğunu söyleyince patron çok şaşırdı.

Ve : “ Emin misiniz? bunu, o çocuğun yaptığına?” diyerek şaşkınlığını belirtti.
Bekçiler: “Kesinlikle eminiz efendim. Çocuğu bir odaya kapattık polise haber etmeyin diye yalvarıyor ne yapmamızı emredersiniz?” dediler”

Patron: “ Ben geliyorum bekleyin siz” diyerek telefonu kapattı.

Kemal hala ağlıyor ve yalvarıyordu. Patron kısa bir süre sonra markete geldi. Hemen Kemalin olduğu odaya gitti. Kemal patronu görünce diz çöktü lütfen affedin beni bir daha yapmayacağım diyerek hıçkırıklarla ağlamaya başladı. Patron:
“ Niçin yaptın evladım? Bilmiyor musun? Bu yaptığın çok kötü bir şey” diyerek, babacan bir şekilde Kemalin başını sıvazladı.

Kemal: “ Efendim, babam işsiz kimse bana harçlık vermiyor. Benimde canım çikolata çekiyor.Onun için yaptım” deyince patronun gözleri doldu.
Ve : “ Eğer istersen okuldan sonra burada çalışabilirsin. Bende sana harçlık vereyim” dedi.
Bu teklifi duyan Kemal’in gözleri parladı ve tabi ki isterim efendim.Yeter ki beni polise teslim etmeyin “ diyerek patronun eline sarıldı.
O günden sonra Kemal markette çay servisi yapmaya başladı. Bir daha hırsızlık yapmayacağına kendi kendine söz verdi.


ÖRNEK BİR DOSTLUK METUBU

(Bir dosttan aldığım mektubu onun da izniyle paylaşmak istedim.)
05.01.2008
Can dostum,

Takvimlerin 04 ocak, saatin17.00’yi gösterdiği zamanda gönderdiğin çok kıymetli kitabı aldığımda mutluluğumu sana kelimelerle ifade etmekte zorlanıyorum. İlkin telefona sarılıp sana teşekkür etmeyi bir görev saydım. Çünkü bizleri burada unutmadığın için. İyi gün dostu çok bulunur ama sizler gibi dostlar az kaldı, şu ölümlü dünyada!..

Can dostum, haziran ayında orak biçerken susayan, eline aldığı bir tas suyu bir nefeste içen babam gibi ben de kitabını elime aldım ve o gece saatlerin 01.10’u gösterdiğinde bitirdim. Beni o kadar etkiledi ki gözlerim kapanmağa başladı ama bırakamadım. Mekânlar farklı olsa da yaşananlar açısından seninle benim aramızda kalın bir çizgi yoktu. Adeta kitabını okurken ben kendimi yaşıyordum. Zamanda bir yolculuk yaptım, gözlerimden akan gözyaşlarıma engel olamadım. Uykum kaçtı ve uzun zaman da uyuyamadım. Yaşamından sunulan her kesit, bir ders niteliğinde. Sevgi, dostluk, özveri gibi erdemler ancak bu kadar güzel ifade edilebilirdi. Dostluğun en içtenliğini sizlerle paylaştığım ve devam edeceğinden dolayı mutluluklarımız da hiç eksilmeyecek. Ben ve eşim hayatlarımızın en güzel yıllarını Tokat’ta sizlerle birlikte yaşadık ve halen de yaşamağa devam ediyoruz.

……………………

Lise bitirme sınavlarında kompozisyon dersinde ikmale kalmanın tadını öğrenmiştim.
Şimdi ise şiir denemeleri içindeyim. Görüştüğümüzde sizlerle paylaşırım, inşallah.

İçimdeki sevgiyi, mutluluğu, dostluğu kâğıda dökmeye kalksam ne kalem ne de kâğıtlar yeter. Ama sizlere veda etme zamanı geldi. Sakın bunu ayrılık olarak kabul etmeyin. Sadece satırlarıma son veriyorum.

En güzel günlerin, en mutlu saatlerin, en sağlıklı yılların gönlünüzce, gönlümüzce olması dileklerimizle sevgi ve selamlarımızı sunarız.

Hoşça kalın can dostlarım.

 
Bugün 3 ziyaretçi (4 klik) kişi burdaydı!
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol